
Türkiye’de Uzay Politikası ve Kapasite: Kurumsal Sınırlar ve Fırsatlar
Uzay, modern devletler için artık yalnızca prestij üretme alanı değil teknoloji, sanayi ve stratejik özyeterlilik kapasitesinin sınandığı bir eşiktir.

Uzay, modern devletler için artık yalnızca prestij üretme alanı değil teknoloji, sanayi ve stratejik özyeterlilik kapasitesinin sınandığı bir eşiktir.

Horiuchi-Wilmoth-Pletcher Sürekli Değişim Modeli ile TÜİK İdari Verisi Üzerine Bir Uygulama

Türkiye’de toplam doğurganlık hızının son yıllarda hızla gerilemesi, çoğu zaman kültürel dönüşüm, bireysel tercihler ya da gençlerin çocuk istememesi gibi

Ekonomik gelişmelerin siyasal davranış üzerindeki etkisi uzun süredir araştırmaların odağında yer alan bir konudur. Bu yazı, ‘’The Regional Development Trap

Türkiye, 2024 yılı itibarıyla Toplam Doğurganlık Hızı’nın (TDH) 1.50 kritik eşiğinin altına düşmesiyle, demografik literatürde “çok düşük doğurganlık” (very low

2023 seçimleri sonrasında kademeli olarak uygulamaya alınan ekonomi programının, gelinen noktada “istenilen patikada” ilerlemediği yönündeki değerlendirmeler, programın fiilî yürütücüsü konumundaki

Bu yazıda, öncelikle sınıf oluşumu ile kalkınma arasındaki ilişkiyi tarihsel bir perspektiften ele alacağım. İzleyen yazılarda ise yabancı ülkelerle karşılaştırmalı

Bu sürecin doğru yönetilmesi, Türkmen meselesini kişisel rekabetlerden çıkararak kurumsal yapılara dayalı güçlü bir kimlik inşasına dönüştürme potansiyeline sahiptir.

Ekonomist Alfred E. Kahn, 1966 tarihli “Küçük Kararların Tiranlığı: Piyasa Başarısızlıkları, Kusurları ve Ekonominin Sınırları (The Tyranny of Small Decisions:

Aydın kimdir? Bu sorunun cevabı yalnızca bir meslek tanımı değil, insanın kendi zamanına nasıl tanıklık edeceğini belirleyen ahlâkî bir tercihtir.