Yapay zekâ teknolojilerinin ekonomik, hukuki, toplumsal ve stratejik etkilerinin giderek derinleştiği bir dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ocak 2025 – Mayıs 2025 tarihleri arasında faaliyet gösteren bir Meclis Araştırma Komisyonu kurarak bu alandaki gelişmeleri çok boyutlu biçimde inceleme yoluna gitmiştir. Komisyon çalışmaları sonucunda hazırlanan ve Mart 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan 923 sayfalık rapor (Sıra Sayısı: 260), Türkiye’de yapay zekâ alanında bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı kurumsal politika belgelerinden biri niteliğini taşımaktadır.[1]
Tam adı “Yapay Zekânın Kazanımlarına Yönelik Atılacak Adımların Belirlenmesi, Bu Alanda Hukuki Altyapının Oluşturulması ve Yapay Zekâ Kullanımının Barındırdığı Risklerin Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu” (Rapor) olan çalışma; yapay zekânın hukuk, kamu yönetimi, eğitim, sağlık, savunma sanayii, veri yönetişimi, iş gücü piyasaları ve ekonomik rekabet üzerindeki etkilerini de kapsamlı biçimde ele almaktadır. Bu yönüyle Rapor, Türkiye’nin dijital dönüşüm vizyonunu anlamak bakımından önemli bir referans metni niteliğindedir.
Komisyon çalışmaları kapsamında TÜBİTAK, İstanbul Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi, TOGG, TOBB ETÜ ve Baykar gibi kurum ve kuruluşlara saha ziyaretleri gerçekleştirilmiş; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere çok sayıda kamu kurumu, akademisyen, sektör temsilcisi ve uzman dinlenmiştir.[1] Ayrıca Mayıs 2025 tarihinde düzenlenen “Veriden Karara Ulusal Yapay Zekâ Zirvesi”, Komisyon çalışmalarına önemli ölçüde katkı sağlayan platformlardan biri olmuştur.
Elinizdeki değerlendirme metni, söz konusu Rapor’u küresel yapay zekâ ekosistemindeki gelişmeler ışığında incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda çalışma; Rapor’un temel yaklaşımını sistematik biçimde analiz etmekte, Türkiye’nin yapay zekâ vizyonunu uluslararası eğilimlerle karşılaştırmalı olarak değerlendirmekte ve hukuk, politika ile inovasyon ekseninde öne çıkan temel tartışma alanlarına ilişkin analitik bir çerçeve sunmaktadır.
Aynı zamanda bu değerlendirme, yapay zekânın; ekonomik rekabet, dijital egemenlik, veri hâkimiyeti ve jeopolitik güç dengeleri bakımından da belirleyici bir unsur hâline geldiği bir dönemde, Türkiye’nin küresel teknoloji yarışındaki konumuna ilişkin daha geniş bir perspektif ortaya koymayı hedeflemektedir.