Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal, ekonomik ve toplumsal koşullar, Batı’da son yıllarda güç kazanan sağ-popülist akımların ülkemizde daha fazla tartışılmasına zemin hazırlamaktadır. Birleşik Krallık’ta 2016 yılında gerçekleşen Brexit referandumu, Fransa’da aşırı sağın her seçimde oylarını artırarak siyasal alanda daha görünür hâle gelmesi, Almanya’da AfD’nin yükselişi ve ABD’de Donald Trump’ın 2016’da ilk kez seçimlere girerek iktidara gelmesi; özellikle 2010’ların ikinci yarısından itibaren Batı’da aşırı sağ-popülist siyasal aktörlerin ve söylemlerin toplumsal karşılığının belirgin biçimde arttığına işaret etmektedir. Son dönemde Türkiye’de yükselen Türk milliyetçiliği ve İttihatçılık gibi akımlar, farklı toplumsal kesimlerin dikkatini çekmekte ve bazen Batı’da gözlemlenen süreçlerle arasında benzerlikler kurulmaktadır. Bununla beraber “yükselen milliyetçilik” bugünlerde ülkemizde siyasal tartışmaların merkezine yerleşmiştir. Bu noktada temel soru şudur: Batı’da gözlenen bu dönüşümün arkasında hangi dinamikler yatmaktadır, Türkiye’deki olgu bu sürece ne ölçüde benzemektedir ve bu gelişmeler ülkemizin gelecekteki siyasal yönelimlerini nasıl şekillendirecektir?
Bu yazı ile başlatılacak dört-beş bölümlük seri, öncelikle Batılı ülkelerde yaşanan siyasal dönüşümün altında yatan ekonomik ve ideolojik dinamikleri ve bunun seçmen davranışı üzerindeki etkilerini ele almayı amaçlamaktadır. Söz konusu etkiler açıklandıktan sonra Türkiye’nin sosyolojik olarak Batılı ülkelerden hangi açılardan ayrıştığı ve nasıl özgün siyasal etkiler ürettiği de son yazıda ayrıntılı biçimde tartışılacaktır.
Özellikle son dönemde yaşanan teknolojik gelişmeler, ulaşım ve iletişim imkânlarının artması ve bunlara bağlı olarak küreselleşmenin hız kazanması, farklı gelir düzeylerine sahip ülkeler ve toplumsal sınıflar üzerinde başkalaşan etkiler yaratmıştır. Bu eşitsiz etkiler, zaman içinde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal ve sosyolojik sonuçlar doğurarak ülkelerin siyasal yaşantılarında belirgin değişimlere yol açmıştır. Bu çerçevede çalışma, ABD örneğiyle başlayacak, ardından Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya deneyimlerini inceleyerek Türkiye’ye uzanan karşılaştırmalı bir analiz sunacaktır. Yazı dizisi, çeşitli gruplar özelinde oy verme davranışlarının zaman içinde nasıl değiştiğini, bu değişimi tetikleyen başlıca ekonomik faktörler çerçevesinde ele almayı hedeflemektedir.