2026 Brezilya Seçimleri

TÇE Seçim Rehberi I: 2026 Brezilya Seçimleri

Toplum Çalışmaları Enstitüsü Siyaset Programı Direktörlüğü olarak, dünyada gerçekleşen önemli seçimleri anlamak, seçim kampanyalarını analiz etmek ve Türk kamuoyunun seçimler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak adına Seçim Rehberim isimli yeni bir seriye başlıyoruz.
Getting your Trinity Audio player ready...

Toplum Çalışmaları Enstitüsü Siyaset Programı Direktörlüğü olarak, dünyada gerçekleşen önemli seçimleri anlamak, seçim kampanyalarını analiz etmek ve Türk kamuoyunun seçimler hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak adına Seçim Rehberim isimli yeni bir seriye başlıyoruz. Bu serinin inceleyeceği ilk seçim ise 4 Ekim Pazar günü gerçekleşen ve ilk turda herhangi bir adayın oyların salt çoğunluğuna erişememesi nedeniyle 25 Ekim Pazar günü ikinci turu gerçekleşecek olan Brezilya Başkanlık Seçimleri.

Brezilya Başkanlık Seçimleri

Latin Amerika kıtasının en büyük ülkesi olan Brezilya, 4 Ekim 2026 seçimlerine mevcut Başkan Lula da Silva ile Bolsonaro ailesi arasındaki siyasal hesaplaşmanın yeni bir evresinde girdi. Dördüncü başkanlık dönemine girmek için yarışan Lula’nın karşısında, cezaevindeki eski Başkan Jair Bolsonaro’nun oğlu Flávio Bolsonaro vardı. Toplamda 513 Milletvekili, 54 Senatör, 27 Vali ve bir Başkanın oylandığı seçimin ilk turunu, oyların %47,03’ünü alan senatör Flávio Bolsonaro önde tamamladı. Lakin muhafazakâr lider, geçerli oyların yarısından fazlasına ulaşamadığı için seçim ikinci tura kaldı. Aldığı %45,16’lık oyla seçimi Bolsonaro’nun hemen ardından ikinci sırada tamamlayan solcu başkan Lula, 25 Ekim’de Bolsonaro ile yeniden karşı karşıya gelecek. İkinci tur, mevcut hükümete yönelik değerlendirmelerin Bolsonaro ailesine ilişkin güçlü siyasi tutumlarla yeniden karşı karşıya geleceği bir yarışa sahne olacak. Anketlere göre seçmenlerin kararında belirleyici olan etkenler: güvenlik kaygıları, hayat pahalılığı ve seçmenler arasındaki duygusal kutuplaşma.

İlk Turun Analizi

Mevcut Başkan Lula’nın ilk turu ikinci sırada tamamlaması, halk nezdindeki desteğinin eridiğini gösteriyor. İşçi Partisi adayı, kampanyasını sosyal politikaların sürdürülmesi, eşitsizliklerin azaltılması ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi üzerine kurmuştu [1]. 2003–2011 arasındaki iki başkanlık döneminin ardından 2022’de yeniden göreve gelmesini sağlayan son seçimde Lula, ilk turda oyların %48,43’ünü almış, o dönemki rakibi Jair Bolsonaro ise oyların %43,2’sini alabilmişti. Seçimlerin ikinci turunda Lula’nın oy oranı %50,9 olurken, Bolsonaro %49,1’lik bir oranda kalmıştı. 2026 seçiminin ikinci turuna ise bu sefer Flávio Bolsonaro’nun liderliğinde gidiliyor.

Flávio Bolsonaro açısından ikinci tura lider olarak girmek, babasının siyasi mirasını başkanlık yarışının merkezinde tutabilmesi bakımından önemli. Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerini kaybettikten sonra hayata geçirmek istediği darbe planı nedeniyle cezaevindeyken Liberal Parti’nin adaylığını üstlenen oğlu, nispeten daha ölçülü bir üslup iddiasını muhafazakâr ve sol karşıtı çizgiyle birleştirdi. Babası için af arayışı ise aile bağını kampanyanın sürekli gündemde kalan bir unsuru haline getirdi. Flávio Bolsanaro, miting meydanlarında “Damarlarımda akan kan Bolsonaro kanıdır” diyerek, babasının mirasını sahiplendiğini siyasi bir söylem olarak da tekrarladı [2]. İlk tur sonucu bu siyasi mirasın seçmen desteğini koruduğunu gösterse de Flávio’nun çoğunluğa ulaşmak için mevcut tabanının ötesinden destek bulması gerekecek.

İlk turda yarışan Romeu Zema, Ronaldo Caiado, Renan Santos ve Augusto Cury gibi diğer adaylara yönelen seçmenler artık kalan iki isim arasında tercih yapacak veya oy kullanmayacak. İkinci tura kalamayan adayların her birinin politik spektrumun merkezinde veya sağında yer aldığını belirtmek, bu adayların seçmenlerinin yine politik spektrumun sağında yer alan Bolsonaro’ya yönelebileceğine dair kritik bir ipucu veriyor. Yine de adayların açıklayabileceği desteklerin veya ideolojik yakınlıkların seçmenlerinin davranışlarındaki tek etken olmadığını vurgulamak gerekiyor. Her halükârda Bolsonaro’nun ikinci tura büyük bir avantajla girdiği söylemek mümkün. Şimdi ikinci turu anlamak için, ilk tur öncesinde yapılan anketlerin bize neler söylediğini analiz etmek doğru olacaktır.

Anketler Ne Söylüyor?

Son yıllarda hem Brezilya hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığı kamuoyu araştırmalarındaki ciddi isabet oranlarıyla kendinden söz ettiren AtlasIntel’in Bloomberg ile birlikte yürüttüğü 29 Eylül tarihli kamuoyu araştırması, ilk turda Lula’yı %45,3, Bolsonaro’yu %42,2 gösterirken, olası bir ikinci tur senaryosunda %50-%50’lik bir eşit destek öngörüyordu [3].  Ancak bu sefer onlar da yanıldı ve Bolsonaro ilk turu önde kapattı. Peki ilk turda gelen Bolsonaro zaferinin nedenleri hangi anketlerde ve verilerde gizliydi?

Mevcut hükümete yönelik tepkiyi ölçmeye yarayan en güzel anket sorularından biri, insanların hükümetin performansını onaylayıp onaylamadıklarına dair fikirlerini ölçen klasik sorudur. Bu doğrultuda, seçim öncesinde Lula’nın performansını değerlendirmeye yönelik gerçekleştirilen bir ankette, seçmenlerin %54’ünün mevcut Başkanın performansını onaylamaması bu açıdan önem taşıyor [3]. Elbette bu oran doğrudan ikinci turda Bolsonaro’nun potansiyel oy toplamı olarak görülemez. Çünkü memnuniyetsizliğin oy davranışına dönüşmesi, rakibin güvenilir bulunmasına ve seçmenin iki seçenek arasında kurduğu karşılaştırmaya da bağlıdır.

Seçimler öncesinde seçmenlerin hangi meseleyi ülkenin en önemli sorunu olarak gördüğü sorusu, seçmen tercihlerini anlamamıza oldukça yardımcı olur. Bu doğrultuda, anketler Brezilyalı seçmenlerin en önemli üç sorununun sırasıyla güvenlik, yolsuzluk ve ekonomi olduğunu gösteriyordu. İlk tur öncesinde Quaest tarafından yapılan bir kamuoyu araştırmasında, katılımcıların %28’i yetersiz güvenlik nedeniyle sokaklarda artan şiddeti Brezilya’nın en önemli sorunu olarak tanımlıyordu. Bu meseleyi %22 ile yolsuzluk, %19 ile ekonomi takip ediyordu [4]. Bu veriler, literatürde konu belirginliği (issue salience) olarak geçiyor ve seçmenlerin oy verme kararında hangi konuların daha belirgin olabileceğini gösteriyor. Peki hangi konuların daha belirgin olduğunu bilmek tek başına yeterli mi? Elbette değil. Bir diğer önemli mesele bahsi geçen belirgin konularda seçmenlerin hangi siyasetçileri daha güvenilir bulduğudur.

Seçim öncesinde AtlasIntel’in seçmenlerin siyasetçilere duyduğu güveni konu bazlı ölçen verileri ise, en belirgin konu olan güvenlik meselesinde Bolsonaro’ya %50, Lula’ya yüzde %43’lik bir güven olduğunu gösteriyordu [5]. Aynı anketin diğer konu başlıklarına dair verilerinde yoksulluk ve sosyal eşitsizliklerle mücadelede Lula’ya duyulan güven %49, Bolsonaro’ya duyulan güven yüzde %45’ydi. Sağlık ve demokrasinin güçlendirilmesini konu başlıklarında da Lula’nın önde olduğu görülüyordu. Bu bulgular birlikte düşünüldüğünde, Bolsonaro’nun seçmenlerin en önemli gündemi olan güvenlik meselesinde Lula’nın önünde olması, seçimin ilk turundaki zaferini açıklayan sebeplerden biri olabilir. Çünkü Lula’nın çeşitli sosyal politikalardaki üstünlüğü, güvenlik gündemindeki zayıflığını kendiliğinden ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Bolsonaro’nun kampanyasının on iki maddelik güvenlik planı, suç örgütlerini narkoterörist yapılanmalar olarak tanımlamak ve El Salvador modeline dayanan yüksek güvenlikli cezaevleri kurma vaatlerini içeriyordu [6]. Bu vaatler kampanyanın her türlü suça karşı sert müdahale yaklaşımını somutlaştırdı.  Üstelik, Bolsonaro’nun kampanya ekibi, güvenlik meselesinin seçmenler üzerindeki etkisini doğru tespit etmiş olacaklar ki, seçimin son virajında gündemi yeniden güvenlik ve suçla mücadele meselesine getirmek için çeşitli stratejiler geliştirdiler [7]. Flávio Bolsonaro’nun ekibi, güvenlik gündemini kadınların ve çocukların korunması üzerinden yeniden öne çıkardı. Liberal Parti tarafından hazırlanan reklam, Lula’nın sağlık muayeneleri hakkında konuşurken kullandığı bir ifadeyi cinsel suçlarla ilişkilendiriyor, ardından ülkedeki cinsel istismar kayıtlarına ve Flávio’nun tecavüz suçlularına kimyasal kastrasyon uygulanması önerisine yer veriyordu. Lula tarafı, sözlerin sağlık bağlamından koparıldığını belirterek itiraz etti. Bolsonaro ise aynı tartışmaya ilişkin ayrı bir sosyal medya videosunda iki kız çocuğunun babası olduğunu vurgulayarak kadınların korunması ve çocukların gözetilmesi gerektiğini söyledi. Bu iletişim stratejisi, cezaların ağırlaştırılması vaadini babalık kimliğiyle birleştirerek adayı ailelerin güvenlik kaygılarına seslenen bir koruyucu olarak sunma çabası şeklinde okunabilir. Böylece kampanya, rakiplerine yönelik tepkiyi Flávio’nun cezalandırıcı güvenlik politikalarına destekle ilişkilendirmekte başarılı oldu.

Unutmamak gerekir ki ekonomi ve yolsuzluk gündemi de ilk turla birlikte sona ermedi. Bolsonaro’nun kamu harcamalarını azaltmaya yönelik vaatleri, Lula’nın sosyal refah yaklaşımıyla büyük bir zıtlık yaratıyor. Seçmen açısından bu vaatlerin değeri, hayat pahalılığına ve ekonomik güvensizliğe nasıl cevap vereceklerinde yatıyor.

Duygusal Kutuplaşma ve Kampanyaların Dili

Siyaset bilimci Oliver Stuenkel, seçimler öncesinde Council on Foreign Relations’a yaptığı değerlendirmede, Brezilyalı seçmenlerin önemli bir bölümünün tercihlerini belirli politika önerilerinden ziyade karşıt siyasi kampa yönelik tepki, endişe ve korkular üzerinden şekillendirdiğine dikkat çekmişti. [8]. Siyaset bilimi literatüründe karşı kutba yönelik öfkenin veya duygu durumunun siyasi tavrı belirlemesini açıklayan kavramsa affective polarization yani duygusal kutuplaşmadır. Duygusal kutuplaşma, siyasi aidiyetlerin bireylerin birbirlerine yönelik duygularını şekillendirmesiyle ortaya çıkar. Bu tanımlaya göre kişiler kendi siyasi gruplarının üyelerine yakınlık duyarken karşıt grubun destekçilerine güvensizlik ve antipati besler. Bu ayrışma, politika tercihlerindeki farklılıkların ötesinde, siyasi kimlikler arasında oluşan duygusal mesafeyi ifade ediyor [9]. Anlaşılan o ki bu seçimlerin iki adaylı ikinci turunda da kazananı belirleyecek etkenlerden en önemlisi, hangi adayın seçmenlerinin kendilerine yönelik olumlu, rakibe yönelik olumsuz duygusal aidiyetlerini daha çok artırdığı olacak.

Her ne kadar seçmenlerin bir kısmı duygusal kutuplaşma temelinde oy tercihlerini belirlese de özellikle iki adaylı seçimlerin kaderini belirleyen seçmenler partizan olmayan seçmenlerdir. Öyle ki dünyanın en ünlü siyasal iletişimcilerinden olan Michel Bongrand, bir kampanyanın ana hedeflerinden bahsederken üç olmazsa olmazın birisinin de kararsız ve tarafsız seçmenleri etkilemek olduğunu söylüyordu [10]. Tam da bu nedenle, adaylar kampanya sloganlarını ve stratejilerini kararsız seçmenleri kendi taraflarına çekmek amacıyla temellendirirler. Bu doğrultuda, Lula’nın Brezilya Daha Fazlası İçin Hazır sloganı mevcut politikaların devamının geleceği fikriyle ilişkilendirildi [11].  Bu tarz sloganlar, iktidarda yer alan partilerin sık kullandığı sloganlardır. Çünkü genelde iktidar partileri icraatlarını duyurdukları bilgilendirici kampanya metotlarından yararlanmayı tercih ederler. Bu bilgilendirme metotlarından en meşhuru da o güne dek hayata geçirilmiş projelerin devam edeceğini vurgulamaktır. Öte yandan Bolsonaro’nun Brezilya Kazanacak sloganı ise iktidar değişikliğini ülkenin başarısıyla eşleştirerek, adaylığını babası için olan bir mücadele olmaktan çıkartıp bütün Brezilya için verdiği bir mücadele çerçevesine oturtmasına yardımcı oldu [12].  Çünkü Lula, Bolsonaro’yu babasını cezaevinden çıkarmak için yarışan bir aday olarak sunmaya çalıştı. Seçmenlerle buluştuğu bir mitingte “Bolsonaro babasını hapisten çıkarmak istiyor, ben ise babası hapiste kalsın istiyorum” diyerek bu konuyu daha fazla gündemde tutmaya çalıştı. Ancak görünen o ki bu pek de başarılı bir çerçeveleme olmadı. Tartışmayı Jair Bolsonaro’nun cezaevinde kalıp kalmayacağına yoğunlaştırmak, Lula’nın yeniden seçilmesinin seçmene sağlayacağı faydayı geri plana itti. Bu konuda yapılan araştırmalar, adayların kendi güçlü yönlerini vurgulamasının seçim desteğine katkı sağlayabildiğini, somut politika vaatleri ve geçmiş sözlerin yerine getirilmesine ilişkin bilginin verilmesinin de seçmen tercihlerinde etkili olabildiğini gösteriyor [13] [14]. Bu açıdan, rakibinin ailevi önceliklerine yönelik eleştirisini Brezilyalıların refahını artırmaya dönük somut bir programla ilişkilendirmek, Lula’nın kendi adaylığı için daha açık bir gerekçe sunmasına yardımcı olabilirdi. Örneğin Lula çerçevelemesini Jair Bolsonaro’yu hapiste tutmak yerine, “Flávio babasını hapisten çıkarmak için yarışıyor, ben ise Brezilyalıların refahını artırmak için yarışıyorum” şeklinde oluşturabilseydi, daha başarılı olabilirdi.

Seçim kampanyalarının önemli bir ayağı olarak iki adayın imaj çalışmalarını değerlendirecek olursak, 80 yaşındaki Lula’nın şapkalı görünümü ile imajını hem yenileme hem de gençleştirme çabasında olduğunu söyleyebiliriz. Başlangıçta tıbbi tavsiye sebebiyle kullanıldığı açıklanan şapkasının kampanyanın her anında yer alması, kişisel görünümü kampanya kimliğinin parçasına dönüştürdü. Rakibi Flávio Bolsonaro ise, babasının mirasını yalnızca söylemleriyle değil, görünüşüyle de temsil ediyordu. Diğer kardeşlerine oranla babasına benzerliğinin hayli yüksek olması, bir yandan babasından daha ılımlı bir dil kullanarak geniş kitlelere hitap etmeye çalışan Bolsonaro’nun, hızlı bir tanınırlık elde etmesine ve sıkı Jair Bolsonaro hayranlarının kendisini daha çabuk sahiplenmesine neden olmuş olabilir.

Dış Politikada İki Farklı Yaklaşım

25 Ekim’de gerçekleşecek ikinci tur seçimleri, Brezilya’nın önümüzdeki 4 yılda izleyeceği dış politikayı da belirleyecek çünkü iki aday arasındaki temel yaklaşım farkları, dış politika önceliklerinde de belirginleşiyor. Bir tarafta Lula, Çin ile ilişkileri ve Küresel Güney ortaklıklarını sürdürürken BRICS’i  çok kutuplu düzen arayışının bir parçası olarak görürken, öteki tarafta Flávio Bolsonaro, ABD ile daha yakın ilişkilere, Arjantin ve İsrail gibi ülkelerle ikili ortaklıklara öncelik veriyor. Lula, Brezilya’nın da kurucuları arasında yer aldığı BRICS konusunda pozitif bir yönelime sahipken, Bolsonaro’nun BRICS üyeliğini yeniden değerlendirebileceğini açıklaması, iki yaklaşım arasındaki farkı somutlaştırıyor.

Bununla birlikte, elbette her iki aday da Çin ve ABD ile ekonomik bağların ağırlığını dikkate almak zorunda. Bolsonaro’nun Çin karşısında ekonomik pragmatizmi koruyacağını belirtmesi, siyasi yakınlığın ticari zorunlulukları bütünüyle ortadan kaldırmadığını gösteriyor [15]. Bolsonaro, dış politikaya dair gazetecilerin sorusuna şöyle cevap vermişti:

“Çin’le ilişkilerimizde her zaman ekonomik çıkarları esas alan pragmatik bir yaklaşım izleyeceğim. ABD’ye savaş açıp Çin’in önünde eğilen mevcut hükümetin aksine, Brezilya’nın çıkarları doğrultusunda hareket edeceğim. Brezilya, böyle bir tercihe sıkıştırılamayacak kadar büyük bir ülkedir. Taraf seçmek zorunda değiliz. Kalkınmayı önemseyen, ülkemize yatırım yapmak ve teknoloji transferi sağlamak isteyen bütün ülkelerle iş birliği yapmalıyız.”

Lula da kampanya döneminde yaptığı açıklamalarla tıpkı Bolsonaro gibi Brezilya’nın her iki kutba sıkışmak zorunda kalmadığını, kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesini önceleyeceğini belirterek hem Trump’la hem Xi Jinping ile iyi anlaştığını söyledi [16]. Her ne kadar her iki aday da denge politikası izleyeceklerinin sinyallerini verseler de Bolsonaro ailesinin Trump ailesi ile yakınlığını, Lula’nın ise BRICS’in kuruluşunda Brezilya’nın başkanı olduğunu hatırladığımızda, seçimi kimin kazanacağının Brezilya’nın dış politikasında bazı yaklaşım değişikliklerine neden olacağını söyleyebiliriz.

Brezilya dış politikasının doğrudan Türkiye’yi ilgilendiren meselelerine gelecek olursak, iki ülke arasındaki iş birliğini artırmayı hedefleyen son ortak adımın, Mart 2022’de imzalanıp Türkiye’nin geçtiğimiz Eylül ayında resmi olarak onayladığını duyurduğu savunma sanayii anlaşması olduğunu söyleyebiliriz [17].  Ortak üretim ve teknoloji transferi için mevcut kurumsal çerçeveyi oluşturan ve beş yıllık geçerlilik süresi bulunan bu düzenlemenin ilk adımı Jair Bolsonaro yönetiminde atılmışken, Türkiye’nin son adımının Lula’nın başkanlığı esnasında atılması ikili ilişkilerde yönetimlerden bağımsız bir süreklilik olduğunu göstermesi açısından oldukça anlamlıdır.

Sonuç

25 Ekim 2026’da gerçekleşecek ikinci tur öncesi avantaj Flavio Bolsonaro’da. Öyle ki, yeniden demokratikleşmenin yaşandığı 1989’dan bu yana yapılan başkanlık seçimlerinin istisnasız hepsinde ilk turda birinci olan aday ikinci turda kazandı [18]. Bolsonaro’nun hedefi hükümete yönelik memnuniyetsizliği kendi adaylığı etrafında birleştirip rahat bir galibiyet almak olacak.  Lula ise ilk turdaki desteğini “demokrasiyi savunmak” çerçevelemesiyle artırarak, 1989’dan bu yana yapılan seçimlerde bir ilki başarmak isteyecek. Duygusal kutuplaşmanın zirvelere ulaştığı bir seçim kampanyasında, güvenlik ve geçim kaygısının hangi örnekler üzerinden ve ne kadar tartışılacağı ise seçimin belirleyici soruları olacak.

Kaynaklar:

[1] Lula’nın 2026 hükümet programı: Eşitsizlik, kamu güvenliği ve dış politika
https://static.poder360.com.br/uploads/2026/08/Programa-Governo-LULA-2026.pdf

[2] Flávio Bolsonaro’nun miting konuşması
https://www.youtube.com/shorts/nODlcnm1A1s

[3] AtlasIntel: 29 Eylül 2026 tarihli Brezilya seçim anketi
https://atlasintel.org/poll/brazil-national-2026-09-29

[4] Quaest: Seçmenlerin öncelikli sorunu olarak şiddet ve kamu güvenliği
https://www.cnnbrasil.com.br/nacional/brasil/violencia-e-principal-problema-para-28-dos-brasileiros-diz-quaest-pax/

[5] AtlasIntel: 17 Eylül 2026 tarihli Brezilya seçim anketi
https://www.atlasintel.org/poll/brazil-national-2026-09-17

[6] Flávio Bolsonaro’nun kamu güvenlik planı: “Plano Brasil Sem Medo” https://static.poder360.com.br/uploads/2026/06/plano-brasil-sem-medo-flavio-bolsonaro-seguranca-publica-18jun2026.pdf

[7] Kampanyanın son günlerinde Flávio Bolsonaro’nun güvenlik vurgusu
https://www.cnnbrasil.com.br/eleicoes/equipe-de-flavio-ve-nova-janela-para-reforcar-falas-sobre-seguranca-publica/?utm

[8] CFR: Brezilya’nın 2026 seçimlerinde temel dinamikler ve beklentiler
https://www.cfr.org/articles/brazils-2026-election-what-to-know-and-whats-at-stake

[9]  Iyengar, S., Lelkes, Y., Levendusky, M., Malhotra, N. ve Westwood, SJ (2019). Amerika Birleşik Devletleri’nde duygusal kutuplaşmanın kökenleri ve sonuçları.  Yıllık Siyaset Bilimi İncelemesi, 22 , 129–146 . Yıllık İncelemeler https://www.annualreviews.org/content/journals/10.1146/annurev-polisci-051117-073034

[10] Bongrand, M. (1992). Politikada Pazarlama (F. Ersoy, Çev.). İstanbul: İletişim Yayınları.

[11] Lula’nın kampanya sloganı: “Brezilya daha fazlasına hazır”
https://www.cnnbrasil.com.br/blogs/caio-junqueira/eleicoes/campanha-de-lula-define-slogan-o-brasil-pronto-pra-mais/

[12] Flávio Bolsonaro’nun kampanya sloganı: “Brezilya kazanacak”
https://www.cnnbrasil.com.br/eleicoes/flavio-bolsonaro-usara-slogan-o-brasil-vai-vencer-na-campanha-ao-planalto/

[13]  Feltovich, N. ve Giovannoni, F. (2024). Kampanya mesajları, anketler ve seçimler: Teori ve deneysel kanıtlar.  Amerikan Siyaset Bilimi Dergisi, 68 (2), 408–426. onlinelibrary.wiley.com https://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1111/ajps.12722

[14]  Cruz, C., Keefer, P., Labonne, J. ve Trebbi, F. (2024). Politikaları anlamlı kılmak: Seçmenlerin kampanya vaatlerine verdiği tepkiler.  The Economic Journal, 134 (661), 1875–1913 . Oxford Academic https://academic.oup.com/ej/article/134/661/1875/7595779

[15] Flávio Bolsonaro’nun Çin’le ekonomik pragmatizm temelinde ilişki açıklaması
https://valorinternational.globo.com/politics/news/2026/09/22/flavio-bolsonaro-vows-pragmatic-relationship-with-china-if-elected.ghtml

[16] Lula’nın Trump ve Xi Jinping’le ilişkilerine dair açıklamaları
https://noticias.uol.com.br/ultimas-noticias/agencia-estado/2026/09/04/lula-diz-manter-boa-relacao-com-lideres-internacionais-e-que-quer-vencer-trump-na-narrativa.amp.htm?utm

[17] Türkiye, Brezilya ile savunma sanayi işbirliği anlaşmasını onayladı https://www.aa.com.tr/en/turkiye/turkiye-approves-defense-industry-cooperation-deal-with-brazil/4061081

[18] Brezilya başkanlık seçimlerinde ilk tur liderliği ve ikinci tur sonuçları: 1989–2022
https://noticias.uol.com.br/eleicoes/2026/10/04/eleicao-presidencial-nao-teve-virada-no-2-turno-desde-a-redemocratizacao.ghtm?utm

  • 1999 yılında doğan Yüksel, 2024 yılında Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimini University of Glasgow...